Ürgüp’ün Taşkınpaşa (Damsa) Köyünde Karamanlı Devr Eserleri Bölüm-1

Yazan: admin 23 Mayıs 2008 Cuma  
Kategori: English, History

Beylikler Dönemi’nin en güçlü siyasî teşekküllerinden biri olan Karamanlılar’da; ilim, kültür ve imar faaliyetleri oldukça ileri seviyede idi.Hükümdarlar başta olmak üzere; bazı emîrler, ileri gelen devlet adamları,ayrıca ilmî hüviyeti olan bir takım şahıslar bu faaliyetleri bizzat teşviketmişler ve desteklemişlerdir. Bu cümleden olarak Karamanlı emîrlerindenolan Taşkın Paşa da, Ürgüp’ün Taşkınpaşa (Damsa) Köyü’nde XIV. yüzyılortalarında bir medrese, bir cami ve bir de türbe yaptırmış ve bu eserlere bazıvakıf gelirleri tahsis etmiştir. Karamanlı sanatının kendine has özelliklerinibünyesinde toplayan söz konusu yapıların tamamı günümüze kadargelebilmiştir. Yakın zamanda yapılan bir restorasyondan sonra bugünküşeklini alan medrese hâlen kütüphane, cami ise yine ibadet amaçlı olarakkullanılmaktadır.

English
Karamans time which were the strogest political formations ofthe principality period; were very advenced about science, culture anddavelopment facilities. These facilities were supported by the sovereign,some important stotesmen and some other people who have some scientificidentities. One of the emirs of Karamans Taşkın Pasha constructed amosque, a tomb and a medresseh in Ürgüp in Taşkın Pasha village in themiddle of fourteenth century. Taşkın Pasha provided some financial supportby means charities, to be able to mountain the tombs; the medresseh and themosque existance. These buildings which one distinguished samples ofKaraman art havent destructed and maintained their existance. After therestoration which has held recently, the medresseh is still being used as alibrary, the mosque is still hosting warships

ANZAKLI ÖMER’İN HİKAYESİ

Yazan: MesutKaya 23 Mayıs 2008 Cuma  
Kategori: History

1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
“Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork’da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.
Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum.

Devamını oku

Nigde Quide

Yazan: admin 22 Mayıs 2008 Perşembe  
Kategori: English, History, Seyahatname

Lying on a plateau embellished by volcanic peaks is this city of Central Anatolian Region, which was called “Nahita” in the Hittite period. Since its foundation, it has been a commercial center, standing on the ancient trade route between Anatolia and the Mediterranean.

Much later, the land was taken over by the Seljuks, who filled the city with many works, presenting the exquisite Seljuk artistic and architectural styles. One of the important remains from those years is the nigde-fullAlaeddin Mosque, which is really the most beautiful monument in Nigde, with its wonderful stonework over the ornate portal. From an inscription found here, this elegant building is understood to have been constructed in 1203, and was later restored during the reign of Alaeddin Keykubat. The citadel in the area is the same, owing its current condition to the Seljuks, and constitutes another interesting sight, with a clock tower inside.

Other historical remains in this district are the Sungur Bey Mosque and his tomb, which belong to the 14th century with Mongol rule prevailing; and the Hudavend Hatun Mausoleum built in 1312. The 15th century Ak Medresse constructed by the Karamanli Turks is still another, and is now converted to an archaeological museum displaying the finds from the area.

Besides the city, the towns of the province of Nigde, also hold many remarkable ruins from these early periods.

Devamını oku

Cappadocia

Yazan: admin 22 Mayıs 2008 Perşembe  
Kategori: English, History

cappadociaCappadocian region is the place where the nature and history come together with most beautiful scene in the world. While geographic events are forming Peribacalari (fairy chimneys), during the historical period, humans had carried the signs of thousand years old civilizations with carving houses and churches within these earth pillars and decorating them with frisks.

During the Roman Emperor, Augustus period, territories of Cappadocian Region as a wide region lying till to the Toros Mountains at south, Aksaray at west, Malatya at east and Eastern Black Sea shores at north within the 17 volume book named ‘Geographika’ of Strabon, one of the Antic Period writers. Today’s Cappadocian Region is the area covered by Nevsehir, Aksaray, Nigde, Kayseri, and Kirsehir cities. More limited area, rocky Cappadocian Region is composed of Üchisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymakli, Ihlara and environment.

cappadociaTraditional Cappadocian houses and dovecotes carved into stones are showing the uniqueness of the region. These houses are constructed on the feet of the mountain via rocks or cut stones. Rock, which is the only construction material of the region, as it is very soft after quarry due to the structure of the region, can be easily processed but after contact with air it hardens and turns into a very strong construction material. Due to being plentiful and easy to process of the used material, regional unique masonry is developed and turned into an architectural tradition. Materials of neither courtyard nor house doors is wood. Upper parts of the doors built with arches are decorated with stylized ivy or rosette motifs.

Devamını oku

Vasileios Ioannidis Kapadokyalı bir muallim

Yazan: admin 22 Mayıs 2008 Perşembe  
Kategori: History

Vasileios Ioannidis Kapadokyalı bir muallimBu zatı muhteremin pederi Nevşehirli Kavlakoğlu Ioannis ve validesi Niğde civarında Fertek karyesinden Karacaoğlu ailesine mensup olup, 1849 senesinde Nevşehir’de tevellüd etmiştir.

Pederi kuyumcu eşrafından olduğundan, mahdumu Vasileios’u dahi kendi sanatına almak arzusu ile cüzü tahsil-i ibtidaiyeden sonra beraberinde çalıştırmak ister isede, kendisinin tahsil-i ilme şevk ve arzusu fevkalade olduğundan, dayısı bulunan meşhur meyhaneci ustalarından Avram Ağa Karacaoğluna iltica ederek 12 yaşında olduğu halde mumaileyh ile beraber İstanbul’a gelir ve M. tou G. Sholi’ye (Megale tou Genous Schole – Fener Lisesi) idhal edilir.

Devamını oku

Kapadokya Antik Yer Adları

Yazan: admin 22 Mayıs 2008 Perşembe  
Kategori: History

Nevşehir :Nyssa - Muskara – Muşkara - Neapoli - Nissa
Ürgüp - Nevşehir :Prokopi - Prokopios – Osiana – Assiana
Şahinefendi - Nevşehir :Sobesos – Sovesos
Acıgöl – Narlıgöl - Niğde :Topada – Dapata
Avanos - Nevşehir :Vanessa – Venessa – Avanos – Venasa- Zuwinasa
Cemilköy - Nevşehir :Tzalela – Calela
Damsa Çayı :Tomissos
Göreme - Nevşehir :Korama – Maccan – Matiana – Metiana - Avcılar
Kapadokya :Cappadocia – Capadocia- Katpatuka - Katpatouka
Kapadokya Çayı :Potamus Kapadukus
Mustafapaşa - Ürgüp :Sinassos – Sinasun – Sinason - Synasos
Taşkınpaşa :Tamisos
Devamını oku

Nevşehir ismi nerden geliyor ?

Yazan: admin 21 Mayıs 2008 Çarşamba  
Kategori: History

tatlarinDamat İbrahim Paşa Nevşehir’i imar ettikten sonra, civarındaki köylere haber yollayarak Nevşehir’e yerleşmeye gelenlere bedava ev vermeyi vaad eder ve bütün civara haber yollar, kaleye bir gözlemci koyar, gözlemci, filan oba geliyor, öbür oba geliyor diye orada oturanlara haber verir, içlerinde paşa da vardir. Oradaki yaşlılar paşanın umutlandığını görünce paşaya derler ki “evlat, nem ki şehir ola derler”. Gelen obaların beylerinin ismi mahallelere verilir ve şu anda bile Nevşehir’in mahalleleri onların ismini taşır. Nem ki bilmem ki demektir ve şehrin adı uzun yıllar halk arasında ve civarında Nemşehir diye anılır idi.

Nevşehir Tarihi ( Nissa )

Yazan: admin 21 Mayıs 2008 Çarşamba  
Kategori: History

Kent, Orta Çağ ve Yeni Çağ’da, Seandos; Nissa ve Muşkara adıyla anılıyordu. Anadolu, Büyük Selçuklu Devleti’nin elindeyken eski adı Nissa’nın yerinde Muşkara adında bir köy vardı. Muşkara sağlam yapılı anlamındadır. 18 evlik küçük bir köy olan Muşkara, Ürgüp’e bağlıydı.

Tarihçi Charles Texier’e göre; 12. yüzyıl sonlarına doğru, yani Selçuklular zamanında, Nissa şehri halkı yavaş yavaş şehirden ayrılarak, başka bir yere göç etmişlerdir. Çevre ile ilgili bilgi veren tarihçiler, bu yeni göç yerinin Muşkara olduğunu yazarlar.

Osmanlılar döneminde ise; Muşkara yerine Nevşehir kullanılmaya başlandı. II. Beyazıt’ın oğlu Şehzade III. Ahmet’in sır katibi, Muşkaralı İbrahim, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa olarak sadrazamlığa getirildiğinde, doğduğu kent olan Muşkara’da büyük bayındırlık hareketine girişti. İmaretler, camiler, medreseler, hamam ve çeşmeler yaptırdı. Muşkara adını değiştirerek, kente Yenişehir anlamına gelen Nevşehir adını verdi.

Devamını oku

Goreme quide , About Goreme

Yazan: admin 20 Mayıs 2008 Salı  
Kategori: History


Göreme

fairy chimneys in Goreme Göreme has, to some extent, become the focus of the Cappadocian tourist industry. It’s proximity to the Open Air Museum, Zelve and other bits and pieces of fairy chimney charm, coupled with it’s downright cheapness has been drawing people from all over the world for the last 20 years or so.

 

Basic accommodation and supplies are here in volume as a result of the rapid response to the areas tourist potential and Göreme is a favorite amongst budget travelers, many of whom stay a while, sometimes finding work in the tourist industry themselves.  (Read more )

Devamını oku

Selçuklu Dönemi (1071-1299) Cappadocia Kapadokya

Yazan: admin 19 Mayıs 2008 Pazartesi  
Kategori: History


Oğuz Türklerinden Selçuk Bey’in kurduğu Selçukluların anavatanı Orta Asya’dır. 10. yüzyılda kuzeye doğru yayılan İslamiyet’i kabul eden Selçuklular, İslamiyet’i kabul etmemiş kavimlerle sürekli mücadele ederek egemenlik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in Selçuk Bey’in torununun oğlu Alparslan’a 1071 yılında yenilmesi Bizans’ın gerilemesine, Anadolu’da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur.

1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. 1082′de Kayseri fethedilir ve böylece Kapadokya Selçuklu hakimiyetine girer. Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve yayılma alanı olan Anadolu, bundan böyle Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu ve Yakındoğu’ya kadar uzanan İslam bölgelerine dahil olmuştur. Anadolu’nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi, patrikhanenin idari etkinliğini etkilememiştir. Çünkü 13. yüzyıla ait İhlara Bölgesi’ndeki Aziz George Kilisesi’nin yazıtlarında Selçuklu Sultanı II. Mesud ve Bizans İmparatoru II. Andronicus’un adlarından övgüyle bahsedilmektedir.

Devamını oku

« Önceki sayfaSonraki sayfa »