Geciken Namaz

Yazan: MesutKaya | 22 Mayıs 2008
Kategoriler: Din Kültürü



namaz sözleri yankılandı kulaklarında: Oğlum hiç bu vakte bırakılır mı? yaşı yetmişe dayanmış, ğu yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla alır ve ını kılardı.
ise, nefsini bir türlü yenemiyordu. Hep ne oluyorsa, son dakikalara kalıyor, bu sebeple ını alelacele ediyordu. düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, “Yine geçiktirdim ı.” dedi kendi kendine… 
Kıvrak hareketlerle aldı ve elini tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle ı . Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi… “Bu görse, tatlı-sert kızardı yine .” dedi. Çok seviyordu onu… Hele öyle bir kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi.
Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki, hicabından rekten renge girerdi. O gün akş kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi. kapanır gibi oldu. ” kadar da yorulmuşum. ” dedi. Daldı öylece….
Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı. Her taraf insanlarla doluydu. kimi kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; kimi sağa koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu. Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, kafesinden kurtulmaya çalışıyor, soğuk soğuk terler döküyordu.
Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok sey duymuş ve ahiret ı adına bu kavramlar için köşe taşı olmuşlardı. mahşer ında ki ürperti, ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti.
Hesap ve sorgu devam ediyordu. Bu onun ismini de okudular. Hayretle bir sağa, bir baktı. “Benim ismimi mi okunuz? “dedi dudakları titreyerek…..
Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde… Iki kişi ına girdi. Mahşer ının vazifelileri oldukları belliydi. Kalabalık arasından sakin bakışlarla yürüdü. Merkezi bir yere gelmişlerdi. her iki yanından uzaklaştılar. Başı önündeydi. Bütün ı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden….
 ”Şükürler olsun” dedi, kendi kendine ve devam ; “Gözlerimi dünyaya açtım, Hep hizmet eden insanları gördüm. Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını İslam yolunda harcıyordu. Annem eve gelen misafirleri ağırliyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu. ise, hep bu yolda oldum. İnsanlara hizmete çalıştım. Onlara Allah’i anlattım.
ımı kıldım. Orucumu tuttum. Farz olan ne varsa yerine getirdim. Haramlardan kaçındım..” Kirpiklerinden aşağı gözyaşları dökülürken, “Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum. ” diyordu. bir yandan da ” O’nun için ne yapsam az, Cennet’i kazanmama yetmez. ” diye düşünüyordu. Tek sığınağı Allah ‘in rahmetiydi. Hesap sürdükçe sürdü.
Boncuk boncuk terliyor;sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu. terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu. Sonunda hüküm verilecekti. ellerinde bir kagit, mahşer ında ki kalabalığa döndüler. Önce ismi . ık ayakları tutmaz olmuştu. Neredeyse yığılıp kalacaktı. Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti.
Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Kulaklari yanlış mı duyuyordu? İsmi cehennemlikler listesindeydi. Dizlerinin üstüne yığıldı. Hayretten kalmıştı. “Olamaaaazzzz” diye bağırdı. Sağa koşturdu. “ nasıl Cehennemlik olurum?ım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum. Onlarla beraber koşturdum. Hep Rabbimi anlattım.” diyordu.
sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu. iki melek ından tuttu. Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak alevleri göklere yükselen ’e doğru yürümeye başladılar. Çırpınıyordu. Medet yok muydu?Bir yardım eden çıkmayacak miydi? Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü.. ”
Hizmetlerim… Oruçlarım…. Okuduğum Kur’anlar…… ım…. Hiçbiri beni kurtarmayacak mı? ” diyordu. Bağıra bağıra yalvarıyordu. melekleri onu sürüklemeye devam ettiler. Alevlere çok yaklaşmışlardı. Başını geriye çevirdi. Son çırpınışlarıydı.
Resulullah, “Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş namazda insani günahlardan öyle temizler.” buyuruyordu. “Oysa ki benim ım da mi beni kurtarmayacak?” diye düşünüyordu. “ım….. ım…. ım. ” diye diye hıçkırdı.
hiç durmadılar. Yürümeye devam ettiler; çukurunun başına geldiler. Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu. Son bir defa dönüp geriye baktı. ık de kurumuştu. Ümitleri sönmüştü. Başını öne eğdi. Iki büklüm oldu. ını sıkan parmaklar çözüldü.
  meleklerinden birisi onu itiverdi. Vücudunu birden bire havada buldu. Alevlere doğru düşüyordu. Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu. Başını kaldırdı. Yukarıya baktı. Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı, kendisini yukarıya çekti.
Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı. “Siz de kimsiniz?” dedi. İhtiyar gülümsedi: “ senin ınım.” “Neden bu kadar geç kaldınız? Son anda yetiştiniz. Neredeyse düşüyordum. ” dedi…
İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; başını salladı;
“Sen beni hep son anda yetiştirirdin, hatırladın mı?..”
Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı. Kan-ter içinde kalmıştı. Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı. Yatsı ı okunuyordu.
Bir ok gibi yerinden fırladı. Abdest almaya gidiyordu.

E-posta Aboneliği

Güncel Haberleri almak için E-Posta adresinizi aşağıdaki kutucuğa yazın ..



En Son Yazılar

Bunlarada gözatın



Yorumlar

Yorum Yazın

İsminiz *

Emailiniz *

Websiteniz